Velhasıl Çok Sertizdir.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Bir bildiğim var olgular üzerine: "Olgular boktur."

*Niyet mühimdir. Olgular boktur.
*Siz random görmemişsiniz, kafamın içinde bir canavar yatıyor.
*Kimsiniz ki, ne haddinize dik durup gözümün içine bakmak, meydan okuyarak.
*Bana utanan tebessümlerle gelin, ancak.
*Aşağılamaları kabul ederek, kendini yüce gösterme çabası eski ve kirli bir huyudur insanoğlunun.
*Kanacke kültürü gurur duyar Kanacke olmakla.
*Punklar kendilerine punk derler.
*"Ben bir orospu çocuğuyum." cümlesi işte İngiliz punkları ile Alman Kanacke'lerinin arasındaki çizgidir.

İzah edeyim;

Kanacke yapmacıktır, insanoğlunun kirli huyundan kaynaklanan o zayıf karşı koyma tavrıdır.
Punk kabullenmek ve dürüstçe söylemektir. Bağırmak, tükürmek ve unutmaktır.

*"Ben bir orospu çocuğuyum." cümlesini ne kadar doğru kullandığın kadar, ve hatta daha da fazla, ne niyetle kullandığın önemlidir.

*Ya insan egosunun var oluşuna dair bir ritüel, ya da ezilen çocuğun "evet ne var, evet noooolmuş?!" tepkisiyle karşı duruşu, ezen kuvvete.

*İşte çoğunlukla bu olgular ve niyetler yüzünden, hiç şaşırmadan seyrediyorum. Kızgınlığım 15 dakika sürüyor.

Çünkü, siz kimsiniz ki, gözümün içine bakarak gerçekten varoluşunuza dair bir acı gerçekliği, sımsıkı, tüm hatlarıyla ortaya koyacaksınız? Madem mühim biriydiniz, niçin bunları yapamadınız?

Şimdi, şu raddeye geldikten sonra mevzuular, aramızdaki yücelik boyut değiştirdikçe,

kimsiniz, ve kim olduğunuzu iddia edebilirsiniz ki, üzerinize şu geç kalınmış dürüstlük pelerinini geçirip, bir erdemli kahramanı oynayacaksınız ve "Evet, noolmuş?" diyeceksiniz, plastik ekskaliburunuzla?

(son anda kurtarılamayan itibarlar denklemi)

*Kadınları tam anlamıyla elde edebilmek için bir erkek, gerçekten erkek olmalıdır.
*Olgun olmalıdır, dingin olmalıdır. Rüzgarına kapılmalıdır kadın onun.
*Kadın, erkeği hem avucuna alabilmek, hem de kaybedebileceğini bilmek isterken,
erkek hem durumlara hakim olabilecek, hem de şefkat isteyebilecek durumda olmalıdır.

*Kadınlara egemen olabilmek için, bir erkek, önce tek bir kadına egemen olabilmelidir.
Rüzgarına kapılmalıdır kadın onun.

*Tek bir kadına tam anlamıyla asla egemen olamamış erkek müsveddeleriyle dolu etrafımız.
Dolu, çünkü dünyada 6milyar insan var.

*Tek bir kadının hücrelerinde ikamet edemeyen erkek, vakti geldiğinde kaçan erkektir.
*Çok kadının üzerinde kurduğu kısa süreli egemenlikleri zaferden sayar bu kişi.
*Bilir ki, eğer bir kadın onu çözerse, kusurlarını görecektir, eksilerini görecektir. O gizemli adamdan, o keşfedilmeyi bekleyen ruhtan geriye hiç bir şey kalmayacaktır.
*Bilir ki, eğer bir kadın onu çözerse, onu daha fazla sevmeyecektir.

*Bu yüzden gerçek bir erkek olmayı yediremez kendisine bu çeşit insanlar.
*Adam olamazlar.
*Hayatlarının sonunda ortalama bir ilişkiyle biter, kalırlar.
*Daha iyisini yapamazlar çünkü, ne şansları kalmıştır bunun için, ne de çevrelerinde onları eğip düzeltecek kadar sabırlı bir kadın.
*Kaçarak, uçarak, kudretsizce kabullenerek, yapmacık ve zayıf halleriyle üzerlerinde kısa süreli egemenlikler kurdukları tüm kadınları zaferden sayar bu kimseler.
*Oysa gerçek bir erkek, en başta tek bir kadını tam anlamıyla fethetmeyi başarmış olandır.
*Olgundur, dingindir. Rüzgarına kapılır kadın onun.


*İşte bazı olgular diyor ki, elde bir sürü 1 olsa, belki 100'e varırsın, ancak elindekilerin hiç biri 1 etmezken, kaça varabileceksin,

ve içinde yaşadığımız rasyonel dünya sence kabul edecek mi döküntülerini?

( 0,3 kadın, 0,8 kadın, 0,6 kadın ölçüt değildir denklemi)

*Tüm bu olgular burdayken,
siz kimsiniz ki,
gözümün ta içine kadar bakıp, bana benden kudretli,
benden doğru olduğunuzu söyleyebilecek?

*Siz kimsiniz ki,
beni hakettiğinize inanıp, elinizde 1 bile etmeyen bir döküntüyle, benden kazanılmış, 2'ye koşacaksınız, 3'e koşacaksınız?

*Siz kimsiniz ki, benden dilencivari kopardığınız ilgiyle, benden kopardığınız bir küçük "şans tanıyorum" ihtimaliyle boynunuz dik, alnınız açık, gururla dolaşacaksınız ortalıkta?

*Siz bana birisi olduğunuzu iddia ederken, ben güler ve takdir edersem,

cesaretinizdir takdir ettiğim.

Ve ne sandığınız kadar kurnazsınız, ne de benden aptalsınız.
Anlayacağımı anlayacak kadar içli dışlısınız küçük manasız oyunlarla.
Hayatınızı manasızlıktan başka bir yere oturtamayacak kadar içli dışlısınız bunlarla.

Benim yüceliğimle yücelmeniz imkansız.
Nitekim 1 bile etmiyorken döküntüleriniz,

siz nasıl birisi olabildiniz?

(from nobody to somebody denklemi)

*Küçük bir çocuksunuz, sevişmeyi kardan sayan küçük zeka oyunlarınızla siz,
"Aslında ne kadar da kötü bir insan olduğunuzu" altyazılarda geçerek kendinize gizem katmaya çalışan siz,
bana yapabileceğiniz en büyük kötülüğü gösterin derhal, yoksa gerçekten güleceğim, kahkahalarla, kasıklarımı tutarak, gözlerimden yaş gelerek,

bir gizem böyle kolay çözülmemeli azizim, bir pentimento 2 değil 3 katlı olmalı, konusu "insan"sa!

Siz sadece insansınız, düz, çözülmemiş, yontulmamış, yalıtılmamış insan.
Asla elde edemeyeceklerinizden bahsediyorum size,

asla kuramayacağınız egemenliklerden,
asla sahip olamayacağınız erdemlerden,
asla rüzgarınıza katamayacağınız kadınlardan,
asla kendi başınıza oturup da çözemeyeceğiniz tüm bu olgulardan.


Ve olgular hakkında bir bildiğim var:

"Olgular göreceli olarak boktur."

Sizi çarpan şeyler, beni en fazla gözüme kaçan öğlen güneşi kadar rahatsız edebilir,

ama aksine, güneşli günler, en sevdiklerimdir.

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Bir yalandan slogan.

* Ne alabileceksin ki hayattan,
duygulanmak için bir manzaraya ihtiyaç duyan, teknik sanatçı, sen de!
İçin bomboş, içinde şiir yok, içinde makam yok,
için dümdüz, pürüzsüz, resimsiz.

Ne alabileceksin ki hayattan,
sen aksesuarsız giyemezken hissiyatı,
teknik sanatçı, sen de!

Ne alabileceksin ki hayattan,

ehemmiyetsiz "günübirlik"lerden ve "elit" klasmanlarından başka,


Sokağa çıksana, hayat sokakta.
Ahahahah.

Duvardan sekti.

*Şut abanırsın, duvardan seker, şut abanırsın, duvardan seker.
*Yalnız oynamaktır, kızmaktır.
*Hıncını toptan almaktır, hıncını duvardan almaktır.
*Ağlamamaya alıştırmaktır kendini.

*Ellerinin dudaklarını yolmasıdır her daldığında.
*Garip şeylerden hazetmeme takıntısıdır.
*Çabuk parlamak gibidir.
*Bir yerinde, bir absürdlük olmasıdır.

*Gelişine vurursun topa, ayakkabın parçalanır.
*Evde papara bekler, bilirsin.
*Şut abanırsın, duvardan seker.
*Hıncını ayakkabıdan almaktır, hıncını babanın bütçesinden almaktır.

*Çocukken başlarsın düşünmeye, zorlamaya beynini.
*Çocukken başlarsın öğrenmeye.
*Çocukken bellidir ileride ne olacağın.
*Herkes koşar oynar, sen şut abanırsın.

*Düşünüp durduklarımı izah etmeyi büyüdükçe öğrendiysem de,
karşındakinin anladığı kadardır ya hani anlattıkların,

aptallığına doyamadım.

*Şut abanıyorum seninle ilgili her şeye.
*Şut çekiyorum, topa abanıyorum,
"şut abanıyorum"

duvardan sekiyor.

*Aptallığından sekiyor.
*Basitliğinden.
*Çocuksuluğundan.
*İçeriksizliğinden.


*Asla benim daldığım derinliklere dalamayacak bir insan oluşundan sekiyor top,
asla yüzeyselliğini üzerinden atamayacak oluşundan sekiyor.

*Duvardan sekiyor.

*Ayakkabı parçalanıyor, biliyorum,bu raddeden sonra olacakları biliyorum.

*Arkandan ağlayamadığım bir şey bırakarak bana,
dikişleri patlamış, lastiği eprimiş bir pabuç ve meşin bir top bırakarak,

akşam sefalarının arasından eve yürüyüşümü seyrederek.

*Aptallığından seken topu babam kesecek.
*O duvarı imha edecekler,

o duvarı imha edecekler,

başka neslin başka çocukları,

toplarını duvardan sektirerek.

*Toz toprak içinde kaldı "seni sevmek".

15 Haziran 2008 Pazar

Immature self-obsessed useless pricks, and huge heads with no brains in it.

*Açıklayıcı konu başlıklarını seviyorum.

*Dün Sammy D. geldi aramıza katıldı, mucizevi bişey. Tekrar grupça beraberdik, böyle anlarda kendisini ancak civcivlerinin yanında güvende hisseden bir anaç tavuk gibi hissediyorum kendimi.
Bir de müzikle yaşıyor olmanın getirdiği tüm güzel hisler içime doluyor. Çünkü hiç bir ses tek başına müzik değildir.

*Aslında bir başka açıdan bakarsak tüm darlanmaları çöpe atmam gerekiyor.

*Güneşli günler geldi.
*Ben çocukluk hayallerimin saçlarını okşuyorum.
*Hep istediğim şey için uğraşıyorum, bunun zorluğu beni çok ender de olsa yıpratmamalı.
*Ne bileyim, çok güzel bir günün ardından gelen tatlı yorgunluk hissi bu aslında.
*Ailem var, yanımdalar. Aile kafasına baştan alışmak her ne kadar zor da gelse güzel bişey bu. Sabah kahvaltısı, anne tarafından öpülmek filan.
*Sonra Cansu ve Merve hanfendiler var. Fazla söze ne hacet, isim verdim.
*Sevdiğim insanlar var, az ve öz insan tabirini salgılıyorum bunu söylerken. Hepsi kendisini biliyor.

*"Küçük piç" diye sıfatlandırılmaktan hep onur duydum çünkü cinnet çocuk olduğumun farkındayım.
*Ama doğru sosyallik büyütüyor insanı güzelce, hızlıca.
*İyi ki çocukken asosyal kişi değilmişim. Ne bileyim, "nerd" filan.
*Ancak hiç bir zaman da "cheerleader" olmadım, içimden ve elimden gelmedi, yapamadım.

*Çocukluğumuzun cheerleaderları büyüyünce "tiki" oldular nitekim. Ve hiç birimiz şaşırmadık.

*Married With Children hep hayat kurtarırdı bu raddede.
*Sitcomlar hayatımızı şekillendirdi.
*Soundtrackleri filmlerin hep en doğru yerlerinde koydular ve bu sayede bir sürü grup Mtv'deki koltuklarına oturup kendilerine birer scotch söyledi.

*Sanırım zorlu bir dinleyici olduğum için çok önemsiyorum bu işin detaylarını.
*Çünkü dinleyici olmak başlı başına bir iştir. Gurme'ler para kazanıyorlar, dinleyiciler için devlet büyükçe bir fon filan açmalı.
*Bunlar tabi ki de mecaz, yoksa çok iyi biliyorum ki burnunun önünden başka hiç bir şeyi umursamayan siz çok şımarık ve yararsız aptallar, birden bire Afrika'daki çocuklardan, Türkiye'deki sorunlardan, eğitimden, ölen kedi yavrularından filan bahsetmeye başlayacaksınız.

*Üzülerek söylüyorum ki, insan hayatının beş para etmediği bir tarihe sahibiz insan ırkı olarak. Günümüzde ve geleceğimizde de durum çok farklı değil. Daha gizli ya da daha ayyukta yapılıyor bazı şeyler sadece. Eylem aynı.

*Böyle bir zamanda sanatla içli dışlı olmak aptallık mı, kaçış mı yoksa sadece spiritüel olmanın getirisi mi bilmiyorum.
*Ama böyle bir zamanda hayatını yunusları kurtarmaya adadığını iddia eden insanların %çok'unun gerçekten yunuslarla ilgilenmediğinden emin olabilirsiniz.

*Ya ben her zamankinden fazla paranoyağım, ya da kişisel bir dünyada yaşıyoruz.

12 Haziran 2008 Perşembe

Yaratıcılık herkese bahşedilmemiş bir lütuftur.

*Ama benim bunu dert etmeme gerek yok çünkü bana bolca bahşedildi. Ahahah.
*Beni hayatınıza sokmaya çabalarken hayatınıza kafamın içindekileri de almaya çalıştığınızın farkında mısınız meraktayım.

*Çekirdek aile mantığından yola çıkarak nasıl da mesut olduğumu siz görün. Sayın mesutlarımı mutlularımı.

*Beni sevmeyen ölsün.

*Küçükken de pek cilveli bişeydim ben.

*Ciddiyete dönersek, evet albümüm çıkıyor Ekim ayında, bekleyin seviceksiniz. *"Sence of humor" diyor amerikanalar buna, ben "Hiciv" diyorum.
*Olmazsa olmazlarımdan.
*Hicivsiz yapamıyorum.

*"Esin kafası" denilen bir şey var, resmiyet kazandı bu tabir. İçmeden bu kafaya ulaşabilmek gerekiyor. Zaten içince olmuyor o kafa.
*Deryamdan bir avuç su için, tadına varacaksınız.

*Esin kafası çarpmaz, çakırkeyif eder.

*Esin kafası freshtir, neşelidir, ama masal diyarı değildir.
*
Esin kafası huzurludur.
*Esin kafasına varanlar için bir tatil köyü yapardık eğer maddi kaygılar taşımasaydık.
*Hiç kimse göz göre göre iflas etmek istemez.

*Nitekim 3-5 kişiyle olmuyor o işler.

*Benim başka ticari planlarım var.
*
"Şark Kurnazı Rezidens" açıcam.
*Paraya para demiycem. Para benim köpeğim olsun.

10 Haziran 2008 Salı

New waves and theme songs

*İlk önce reklamını yapmaya layık göreceğim yeni bir isimle başlıyim. Yasemin Mori kişinin kendisi. "Hayvanlar" isimli albümünden "Aslında Bir Konu Var" isimli şarkısıyla merhaba dedi kendisi "piyasa"ya. Henüz klibi dönmeye başlamadan önce myspace'te yakaladım sayfasını. Çok başarılı buldum. Kesinlikle içten, yetenekli, zeki. Sarkastik. Kesinlikle öneriyorum.

*Home sweet home, the mumu fac., the aprilex, my fam.
*Sizi çok seviyorum.
*İyi ki varız.
*Aha ne geldi aklıma bak, süper cümle, "Allan from the Mumu Fac. is a Dubu Fac. on her own."

*İnsanların arkasından el sallamaktan bileklerim yorulur mu?
*İnsanları itmekten avuç içlerim kızarır mı?

*Yüzümde barut izi olsa gerek, çok ateş etmiş olmaktan. O yüzden böyle dikkatli bakıyorsunuzdur yüzüme.
*Yahut dipçik izi. Bilmiyorum.

*Silahları sevmiyorum.

*Ancak yeterince iyi şarkı söylersen, insanlar anlattıklarını büyük bir dikkatle dinliyorlar.

*Ancak anlamaları için ne yapmak gerekiyor, ben de çözemedim.
*Nitekim bir ada var, hiç limanı yok. O ada benim ve ailemin.
*Bir gün bir ada alıcam ve adını Aprilex koyucam.
*Bir gün bir ev alıcam ve adını Aprilex koyucam.
*Bir gün bir insan alıcam ve adını Marco Polo koyucam.
*Bir gün bir paspas alıcam ve onu adadaki evin önüne koyucam.
*Paspası hiç kullanmiycam çünkü Marco Polo'nun işi bu.

*Satılık insanlar her daim hazırdırlar. Satılık insanlar hayır demezler.
*That's why i am not a dream girl.
*That's why they need new waves.
*That's why we have theme songs.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Size Küçük İnsan Çeşitlerini Anlatmak İstiyorum vol.2

Bu kez size, daha önce de söz verdiğim gibi "hakedilmiş ve hakedilmemiş özgüven fazlası" konularını anlatacağım, çünkü bütün bunları bilmelisiniz. Küçük insan teferruatlıdır, çünkü küçük insan kurnazlık peşindedir, fesattır.

Hakedilmemiş özgüven fazlası sahipleri, bir skim olmadıkları halde kendilerini çok yukarda gören ve böyle gösterme çabasındaki insanoğullarıdır.
Erdem denilen şeyden haberleri bile yoktur ancak en erdemli onlardır sayın okuyucular. Hayatları boyunca mühim hiç bir şey başarmamışlardır. Başarmayı bırakın, en ufak bir çaba dahi göstermemişlerdir.

Hazırcıdırlar, bu yüzden kolaya alışmışlardır. Kolaya alışmış her insan gibi kendilerini dünyanın merkezi olarak görürler. Herkes ve her şey onlar için hazır, nazır ve kusursuz bir şekilde beklemelidir. Ellerini uzattıklarında erişebilmelilerdir her şeye. Durum böyle olmadığında ağır bunalımlara girerler, ve yine dünyanın merkezi olduklarını düşünürler. Bunalım süreçlerinde, herkese ne kadar problemli, üzgün, kırgın olduklarını göstermek için çabalarlar; böylece tüm ilgiyi kendi üzerlerine çekebileceklerini düşünmektedirler. Evet, her insandan kısa süreli olmak üzere toplam 1276187 kadar ilgi çekmeyi başarırlar.

Ne kişiliklerini geliştirmek, ne erdem sahibi olmak, ne insanların kendisiyle gurur duymasını sağlayacak ufak yahut iri çaplı başarılara imza atmak, ne de kendini zorluklarla harmanlayarak ileriki yaşantısı için daha sağlam karakterli bir insan haline getirmek için uğraşmamışlardır.
Bu kişilerin tek yaptıkları, hiç bir şey yapmamak ve kendinden nefret etmektir sayın okuyucular. Kendine olan nefretini, başkalarına kendisini efsane bir insanmış gibi göstermeye çalışarak gölgelemeye çalışır kişi. Sahip olduğu fazlaca egoyu haketmek için bugüne kadar hiç bir şey yapmadığı halde, -bu kişiler kolaya alıştıkları için , en ufak sorunlarda derhal bunalıma girerler ve ömürlerinin %92387908320 'ini bunalım sürecinde geçirirler- bu egoyu yakasında bir altın madalya gibi gururla taşırlar, ve kendileriyle nasıl da olmaması gerektiği kadar barışık olduklarını her fırsatta açığa çıkarırlar, çünkü kendilerinden nefret ediyorlardır. (Onlara hak vermeden duramıyorum, gerçekten de nefret edilmelidir onlardan. Ahhaha. Neyse, öhöm.)
Kendileriyle olan barışıklıklarını gerek (bakınız: Size Küçük İnsan Çeşitlerini Anlatmak İstiyorum vol.1) başkalarını kötüleyerek, gerek seks takıntısıyla yaşayarak (bakınız: çirkin insanlar nasıl sevişebiliyor?), gerek ortamın çiçeği, vazgeçilmezi olmak umuduyla herkesle kaynaşarak (bakınız: kankacı zihniyet), gerekse zeka küpü olduklarını iddia ederek (bakınız: şişman kızlar ezberci eğitim sistemimizde güzel kızlardan daha iyi ezber yapmışlardır daima) ispatlama çabasına girerler.

Kendinden nefret eden bu kişinin ilgilendiği birkaç dal vardır, ve o birkaç daldaki her şeyi bildiğini iddia eder. Bilmese de biliyormuş gibi yapar. Tabi ki o birkaç daldan tamamen bağımsız diğer tüm konularla ilgili her şeyi bildiğini de iddia edecektir ,(Nitekim bu kişilerin her şey hakkında söyleyecek bir sözü daima vardır, onlar hayatı laf dalaşından ibaret sanırlar ve tabiri caizse karşılarındakini göt ettiklerini düşündüklerinde sevinçten dört köşe vaziyetlerde gözlemlenirler.) ve bu iddiaların sonunda, konuşulan konuyu kesinlikle bir şekilde o ilgilendiği bir kaç daldan birine çekecek, ve çok iyi bildiği bu sularda yüzerken de ne kadar bilgili olduğunu kanıtlamak için konuyla ilgili-ilgisiz, gerekli-gereksiz bir bilgi bomardımanı yapacak, "düşmanını" "ekarde edecektir."


Bu kişiler hakkında daha uzun bir yazı yazmak isterdim ancak şu anda gerçekten işime gücüme yetişmem gerekiyor, çünkü öğlen oldu sevgili okuyucularım, her kimseniz işte herneyse.

Hakedilmemiş özgüven fazlası, kısaca "hiç bir skim olmadığı halde çok bir skimmiş gibi gezen, saygı duyulacak hiç bir şey yapmadığı halde saygı bekleyen" insan müsveddelerinin tapulu malıdır.

Bu bağlamda Hakedilmiş özgüven fazlası da, yukarıdaki tasvirin tam tersi kişilikteki bir insanın biraz fazlaca ego sahibi olması demektir, ki zannımca bu çeşitteki fazla ego sağlıklıdır, parazitin virüsün kişiye, sıcakkanlı insanlara yapışabildikleri kadar fazla yapışamamalarını sağlar.

Şimdilik bu kadar. Vol.3'de görüşmek üzere. İnsan olun, hadi bakıyim.

Çav.